1. Başıma Bela Olacak Yazılar Serisi

    Bu laneti üzerimden atmadan kendi basit yaşamıma dönemeyeceğim anlaşılan.

    O halde hazır kimseler yokken, okunmuyorken, takip edilmiyor ve izlenmiyorken bir deneyebilirim.

    Bir fikir humması var zihnimde ve beynim ısrarla titriyor.

    Garip olan bunun bana bir yerlerden bulaşmış olması değil, aksine bu virüsü ben kendi zihnimde imal ettim.

    Korkarım; yayılmasına daha fazla engel olamayacağım. Onu kafamın içine hapsetmiş ve dudaklarımdan çıkmasına asla izin vermezken, hay Allah nereden uyduysam blog yazma işine, bak işte bu her şeyi berbat etti.

    Zira dilimi tutabilen iradem aynı derecede yazıya karşı çaresiz. Yazmak girince işin içine sahiden kalemin kemiği yok. Kelimeleri sevişim, onları cümleler halinde görme hobim ve derin fikirlere olan zaafım birleşince, aklımdaki baklayı tutamayacağım belliydi.

    Her neyse; görülüyor ki bu yazı başladı ve gideceği yeri o kendisi biliyor.

    Şimdilik bir kaç umudum var. Bunlardan birincisi ve en güvenilir olanı; kimseciklerin bu ıssız blog köşesini ziyaret edip benim saçma fikirlerimi okumayacağına olan inancımdır.

    İkincisi ve ilkinden daha sağlamı; türk halkının (ki buna aydınlar da dahil) uzun yazıları okumayı sevmediği, bu yüzden bu yazının asla kimse tarafından okunmayacağıdır. Bunu garantiye almak için olabildiğince uzatmayı düşünüyorum ki, kimse okumasın.

    Üçüncüsü ama bu da tutabilir; benim sağım ve solum. Bu ikisi hiç belli olmaz. Yani son dakikada kıvırıp yazmaktan vazgeçebilirim. Böylece sorun kalmaz.

    Gelelim bunu yazmak konusunda niye bu kadar kaygılandığıma. Evet sebep çok. En başta; fikrimin yanlış olması ihtimalinde, kazara bunu okuyup etkilenen birilerinin cehennemde yanması var. Bu ihtimal beni çok korkutuyor. Kimselerin benim yüzümden ne bu dünyada ne de başka alemde acı çekmesini istemem.

    Ayrıca yüksek oranda anlaşılamama durumu mevcut. Yazacağım şeyin başına şunlar gelecek. Anlatamayacağım. Anlaşılamayacağım. Yanlış anlaşılacağım. Her durumda benim için vahim. 

    Evet böyle. Şimdi, giriş kısmı yeterince uzamış mı diye anlamak için kaydedip bakacağım. Sonra devam ederim.

    Yok uzamamış. Benimse uykum geldi. Yarın halletmem gereken bir sürü işim var. Sonra yazarım. evet evet sakin kafa değil mi? ne güzel. sağım solum nerdesiniz?

     
  2. Sığ sularda yüzmek daha çok korkutuyor. Derin fikirlere dalmak istiyorum. Böylece fazla boğulmam sanki. Bir yerlerde fikirler hayatta tutar beni.

    Sığ sularda yüzmek istemiyorum zaten. İlk paragrafından sonrasını okumadığım binlerce düşünce. Kimileri aklımda. 

    Daha sert, daha acımasız olabilir isterse insan. Daha korkusuz.

    Yavşakça düşünmek niye?

    Bırak kendini. Korkma. Nefes alıyorsan öldürmez fikirler. Kır artık bir şeyleri.

    Daha açılabilirim belki de. Yazabilirim. Öldürmez. Yazmak öldürmez. Saklamak öldürebilir. Susmak. Evet hem de sıkıntıdan.

    Kalleşçe yaşamak niye?

    Neye inandığını bile söyleyemeden toplumun yüzüne bakabilen insan. Nesin sen? Pazarlamacı? Yargılardan korkan iki yüzlü alçak. Kaybedeceklerin mi var?

    Neye inanmadığını söyleyemeyen yalaka. Ah yüzünde gülen maskesiyle toplumperest seni. Orta halli ortalama velet. Cümlesi sevsin seni.

    Ne anlattım ben şimdi üst paragraflarda? Sığ suların serinliği.

    Hoşgeldin ana kuzusu. Süt oğlanı hoşgeldin.

     
  3. bensen o, bizsiz onlar

    bırak öyle kalsınlar

    bizi bulamasınlar

     
  4. Her saniyesinde seni andım zamanların
Ve her karesinde seni gördüm rüyaların
Sen hep o kahrolası kar beyazı güzelliğin
Lanetlenmiş kabuslarım, titreyen meleğim
Gel. Hep günah işlemekten korkar gibi
Tut ellerimi
Zamanlar gösterecek seni ne çok
Sevdiğimi…

    Her saniyesinde seni andım zamanların

    Ve her karesinde seni gördüm rüyaların

    Sen hep o kahrolası kar beyazı güzelliğin

    Lanetlenmiş kabuslarım, titreyen meleğim

    Gel. Hep günah işlemekten korkar gibi

    Tut ellerimi

    Zamanlar gösterecek seni ne çok

    Sevdiğimi…

     
  5. Edebi at!

    Korkak!

    Arkadaş mı var utanacak?

    Hayatlarına çıkarları için eklendiklerin.

    Bırak! Ensende saplı kalsın bıçak.

    Edebiyat.

    Hayat bizi siksin,

    Sen edebinle yat.

     
  6. Ben de inşa ettim senin için, içimde Tac Mahal’lerimi

    Tabi sen bakınca gördün en saçma hallerimi

    Ama konu bu değil. Değil mi? Konumuz adam asmaca

    Adam saçmaca şeyler yapıyor sana aşık olunca.

     
  7. pek becerikli

    Seni sevmeyi becerebilir miyim bilmiyorum?

    Beni beceriyorsun ya işte, böyle devam et; sevmeyi de becereceksin.

     
  8. 22:20 11th Ek 2012

    Yorum: 56

    puccaa kullanıcısından yeniden blogladı

    puccaa:

    Arkasına son defa baktı adam,

    dağınık bıraktığı yatağı ve üzerinde ağlayan kadını gördü.

    O eve ilk geldiği anı hatırlıyordu, uzaktı çok uzaktı yolu.

    Yorgundu, susamıştı, onca karmaşanın arasında sakindi

    Kadın onu sevmişti, onca uzaklığa rağmen sevebilmişti.

    Kahverengi saçlarının omuzuna düşüşünü izledi,

    gözyaşları pijamasına damlıyordu, rimelle karışık kirli bir su gibi

    Son kez ‘acaba deneyebilir miyiz’ diye düşündü adam,

    Kadını düşündü, çaresizce ağlayışını gördü, 

    yerlere saçılmış antidepresan haplarını gördü,

    ayağına takılan içki şişelerini, siyah perdeleri gördü

    Kadın karanlıktı, kadın orada durmak istemiyordu.

    Kadın konuşamıyordu… 

    Son kez bakmayacağını anladı adam, elini uzattı.

    Ama eli çok çok uzaktı.

    Son kez adama baktı kadın, derin bir nefes verdi

    “Havalı duracak diye bokum gibi diyalog yazıyor şunu yazan mal.

    Sen de siktir git gideceksen, kapı açık cereyan yapıyor” dedi

    Önüne döndü ve serçe parmağına bakarak….

    Ayy hala okumaya devam ettiğini söyleme ne olur yazarken benim içim şişti

     
  9. Akıl Ustası

    Bir kainat bir akıla sığarken,

    akıl hastasıyım ben.

    Hastasıyım akılın,

    içine sığabilen kainatın.

    Bana ait olana aitim ben de.

    Akıl ustası;

    Kuruyor akıla sığabilen kainatı.

     
  10. Belki’leri severim belki

    Yarından bahsederken kullanmayacağım iki kelime;

    mutlaka ve asla…

    Ama en çok; “mutlaka” demeyeceğim. Asla!

    Yarından bahsederken en çok söyleyeceğim kelime;

    belki…

    ***

     
  11. Güzel Şeyler Yazmak

    Güzel şeyler yazmak isterdim, güzel şeyler yazamıyorum. Yazmak Allah’a mahsus. Allah mahsus yazmıyor güzel şeyler. 

    Cümleler kurulmuyor, cümleler kırılıyor, kelimeler saçıyorum, omuzlarından dökülüyor. Sözlerim su gibi, tutulmuyor sözlerim. Güzel şeyler yazılmıyor kırık cümlelerim.

    Kollarım yok, ayaklarım mahsur, gözlerim görmüyor. Trenler geçiyor, cümleler geçmiyor aklımdan yoksun.

    Cümleler kuramıyorum, güzel cümleler Allah’a mahsur. Keşkelerden başka geçmiyor içimden trenler geçiyor sen yoksun.

    Güzel şeyler yazamayız biz. Babalarımızın tutmadıkları sözleriyiz. Annelerimizin kapattıkları defterleriyiz yazamayız biz. Güzel şeylerimizi Allah yazmamış, yazmak Allah’a mahsus yazamayız biz.

    Güzel şeyler yazmak isterdim ikimiz için, güzel günler. Güzel günler yazmak Allah’a mahsus sevdiğim ne yazarsa oyuz biz…

     
  12. Git Kendine Yeni Bir Ben Ara

    Kaldırıp attım içimden kendimi. Artık dinlemeyeceğim. O kadar zalim ki bana karşı, yüz vermeyeceğim. Kalsın artık o dışarıda ve tek başına. “Gel” demeyeceğim.

    Kaldırıp attım çünkü o pek masumdu düşleri. Geceye söverdi ve ayın görmediğimiz hüznüne. Karanlığa naralar atardı kimseler duymadan kendi kendine. Uyumaz. Uyumazdı şerefsiz, beni de uyutmazdı.

    Kaldırıp attım vicdansızı zaten beni hiç sevmezdi. Verseler beni eline bir kaşık şiirde boğardı. Bütün acıklı şarkılarda ağzımı burnumu kırardı. Eli de ağırdı. Ağır ağır ağlardı. 

    Kaldırıp attım içimden kendimi yüzüne bile bakmadım. Siktir git artık lanet olsun dedim bir de aşağıladım. 

    Şimdi sokak lambasının altında bekliyor elinde usturası. İlk yağmurla gidecek bendeki hatırası.

     
  13. Özlemimi sana olan

    Ve hasretimi Ankara’ya

    Bir de gözlerimdeki uykuyu saymazsam

    Ben yokum burada…

     
  14. şimdi hiç nefes almıyor.

    ölmüş olabilir mi yalnızlık?

     
  15. ama ben sana beni sev mi dedim

    ne dedim

    sadece sevdim seni

    senden beklemedim

    çiçekçiden güller almadım evet istemedim

    sen de beni sev demedim

    yormadım kendimi sana sevdirecek hallere gireyim diye

    düşünmedim

    seni de zorlamadım zaten değişmeni falan istemedim

    hep seni sevdiğim halinle kal ben seni zaten ne yaparsan yap sevdim

    hem o çiçeklerin adını bilmiyordum ben

    bir papatyayı bilirim

    bir onlardan başına taç yapmayı

    diyemedim.